15. yy’da Gutenberg maatbaayı icat ederek tek yönlü ve merkez odaklı iletişimin egemen olduğu medya tarihini başlattı. 1990’larda internetin ortaya çıkışmasıyla 500 yıllık medya tarihinde çağ atlandı ve tüm medya araçlarının bir araya geldiği etkileşimli bir platform ortaya çıktı.

Bu süreçte 2011 tam anlamıyla sosyal medya ve mobil pazarlama yılı oldu diyebiliriz. Teknoloji ve sosyal medyanın çarpan etkisi medyayı büyük ölçüde etkiledi ve bir dönüşümün içine soktu. Eskiden iletişim yapıldığında haber bir kez ve tek yönlü olarak konuşuluyorsa artık sosyal medya ile 10 kez ve etkileşimli bir şekilde konuşuluyor. E-dönüşüm çağında birçok alan yeniden form alırken, medya da kendi yeni şeklini bulmaya çalışıyor. Yeni medya düzeninde sayısal yayıncılık giderek gelişiyor.

E-dönüşüme örnekler:

*New York Times gazetesi geçtiğimiz yıl içerisinde dijital abonelik sistemine geçti. Artık internetin olduğu her yerden dergiye erişim sağlanabiliyor. Dergiler masalarda ve raflarda görünmez olarak kalmıyor.

*Guardian’ın web sitesini Mart 2012′den bu yana günde 4 milyondan fazla tekil kullanıcı ziyaret ediyor. Gazetenin mobil uygulamasını ziyaret edenlerin sayısı 640 bin. Facebook uygulaması ise günde 1 milyon sayfa görüntülemesi sağlıyor. Guardian gazetesinin kağıt versiyonunun Mart ayındaki tirajı ise sadece 215 bin.

*Ansiklopedi denilince ilk akla gelen isimlerden olan Britannica serisi Mart 2012 itibarıyla artık fiziki olarak basılmıyor. Tamamıyla dijital platform üzerinden yayın yapılmaya başlandı.

*2011’de CNN, Zite’ı satın aldı. Zite, pek çok kaynaktan kişinin ilgi alanlarına göre haber toplayan ve bir araya getiren bir iPad uygulaması. Kişinin davranışlarını öğrenerek o kişinin ilgi duyduğu haberleri karşısına çıkarması Zite’ın en büyük özelliği. Gelecek kişiselleştirilmiş medyada olacak diyebiliriz.

*The Economist, Bloomberg Businessweek ve The Financial Times gibi önemli gazeteler artık okuyucularına farklı platformlardan ulaşmaya çalışıyorlar. Gazetelerin web, iPhone, BlackBerry, iPad, Nook, Kindle gibi uygulamalarına rastlıyoruz.

*The Economist dergisinin sesli sürümünün hazırlıkları da devam ediyor. Artık dergiyi istersek dinleyebileceğiz.

Medya kendi e-dönüşümünü yaşarken gazetecilik anlayışında da değişiklikler meydana geliyor. Bundan yaklaşık birkaç yıl önce bir gazeteci olmak için gazetede çalışmanız yeterliyken bugün bunu söylemek pek doğru değil. Eğer haber değeri olan olay alanında, sıradan bir birey bulunuyorsa ve bu anı cep telefonu ile görüntüleyip YouTube’a yüklüyorsa, o kişinin kanalı belki de milyonlar tarafından izleniyor. Sosyal ağlar ve akıllı araçlar sayesinde artık herkesin bir medyası var ve herkes potansiyel birer gazeteci. Dijital yayıncılık son hız gelişirken yeni medya düzeninde teknoloji ile barışık yeni haberciler önem kazanıyor.

Sayısal yayıncılık araçları:

1) İnfografikler:

Uzun yazılardan çok görsel anlatımın ilgi çektiği bir dönemdeyiz. Veri ve grafik birlikteliğiyle verilen haberler, dijital dünyada okuyucuları yakalıyor.

2) Video- İnfografikler:

2011’de Türkiye’de 21.870.000 toplam video izleyicisi bulunması ve video reklam pazarının % 233 büyümüş olması, video üzerinden yapılan iletişimin önemini gösteriyor.
Cisco fütüristi Evans, 2011 yılında, gelecek 10 yılda dünyayı değiştirecek 10 teknolojiyi sıramıştı. Bu saptamalardan biri ise 2015’te internet verisinin % 91’inin videolardan oluşacağıydı.
Gerçekleşenler ve öngörüler böyleyken dijital yayıncılıkta haberlerin video ile anlatımına odaklanmak giderek önem kazanıyor.

3) Fotoğrafla anlatım:

Bazen bir fotoğraf binlerce kelimeye bedel olabiliyor. Bu yolla haberler daha etkili ve hatırlanma oranı yüksek olacak şekilde kullanıcıya ulaştırabiliyorlar. Son dönemde yeni bir sosyal ağ olan Pinterest ile tanıştık. Pinterest, internette bulduğunuz ve paylaşmak istediğiniz görsel öğeleri seçip asabileceğiniz sanal bir tahta. Bu ağda günün trendi ile ilgili kimler hangi fotoğrafları seçmiş, görebiliyorsunuz. Ocak ayında comScore’un açıkladığı verilere göre Pinterest’in ziyaretçi sayısı 13 milyonu aştı. Üye sayısı da 4 milyona ulaştı. Toplam sayfa gösteriminde de 870 milyonu geçkin bir sayı elde etti. Bu sayılara bakarak önümüzdeki dönemde haber sitelerinde daha çok “pin it” butonuna rastlayacağımızı söylemek mümkün.

4) İnternet üzerinden canlı yayın:

Artık tek taraflı yayından çok, etkileşime geçebileceğimiz bir yayını tercih ediyoruz. Sosyal ağlara entegre edilmiş, internet üzerinden bir canlı yayın olduğu zaman programı TV’den mi yoksa bilgisayar ya da tabeletlerinizden mi seyretmeyi tercih edersiniz?

Bu kullanımın güzel örneklerinden birini geçen sene TTNET, Tivibu Seçim Online projesiyle gerçekleştirdi. 2011 seçim sonuçları Cüneyt Özdemir’in yorumuyla canlı olarak, grafikler ve izleyici yorumlarıyla birlikte izlendi.

5) Kronolojik Tablolar:

Bir haberin zaman içerisinde nasıl geliştiğini okuyuculara anlatmak için artık kronolojik tablolar hazırlamak önem kazanıyor. Bu yolla zaman akışı ve gelişim çok daha net ve kolay anlaşılabilir bir şekilde ifade edilebiliyor.

2011’de dünyada yaklaşık 2 milyar 100 milyon kişi internet kullanıyordu. Türkiye’de toplam internet kullanıcı sayısı ise 35 milyonun üzerinde. 7/24 internete bağlı milyonlarca kullanıcının olduğu bu platformda dijital yayıncılık önemini giderek artırıyor. Artık beklenti medyanın farklı araçları ve kanalları kullanarak, doğru haberi iletmesi. Haber yaratıcılarından artık multimedya bir gazetecilik bekleniyor.

Son olarak; tüm dünyada depolanan veriler kitaplara yazılsaymış, ABD ve Çin kıtalarını 13 kat olarak kaplarmış. Ne mutlu ki, dijital yayıncılık sayesinde bize dünyada yaşam alanı kalıyor .. :)

twitter/@keskincigdem

  1. Çetinay
    28 May 2012 10:42 pm

    Her geçen gün yenileniyorsunuz, başarılarınızın devamını diliyoruz.

Yorum Yapın