ABD’de 2. Dünya Savaşı’ndan sonra doğan bebeklere “Baby Boomer” deniyor ve bu nesle bebek patlaması kuşağı ismi veriliyor. Yıl ayrımları çok keskin olmasa da 60’ların sonlarından 80’li yıllara kadar doğanlar X kuşağı olarak nitelendiriliyor. 80’lerden sonra doğanlar için uygun görülen isim ise Y kuşağı.

Yazımızın konusu olan Y kuşağı kendisinden önceki 2 nesilden oldukça farklı. İnternetle büyüyen, pek çok teknolojiye aynı anda aşina olan Y kuşağı üniversiteden mezun oldu ve iş dünyasında önemli noktalara geldi. Y kuşağının etkinliğini daha da artırmasıyla birlikte dünyada bir paradigma değişikliği olacağı kesin. Çünkü onların paradigmaları önceki nesillere göre çok farklı. Henüz 20’li yaşlarını yaşayan Y kuşağı, sanılanın aksine dejenere bir grup değil, kendi değerleriyle var olan ve hayata karşı daha duyarlı bir grup.

Dünyanın en ünlü stratejistlerinden biri olarak tanınan Avustralyalı Michael McQueen Y kuşağı ile ilgili önemli ipuçları veriyor. 3 – 5 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen ICT Summit Eurasia – Bilişim Zirvesi ’11’in konuşmacıları arasında yer alan McQueen, Y kuşağının bilinenden çok farklı bir profil ortaya koyduğunu anlatıyor. Zirvedeki konuşmasında Y kuşağıyla ilgili doğru bilinen yanlışları düzelten McQueen’in anlattıklarına göre Y kuşağı pek çok olumlu özelliklere sahip.

Bilgi ve iletişim teknolojileri ile büyüyen Y kuşağı bol bol internet ve bilgisayar kullandığı için tembel olduklarına dair bir algı olsa da bu hiç de doğru değil. McQuenn, Y kuşağının son derece güçlü bir iş ahlakı olduğunu söylüyor. Ancak bu kuşak önceki kuşak kadar işkolik değil ve özel yaşantısına da özen gösteriyor. Y kuşağı pahalı teknolojik cihazlar kullanmayı sevse de sanıldığı gibi savurgan değil. Bu kuşak hayattan zevk almaya bakıyor fakat tüketim konusunda bilinçli bir profil ortaya koyuyor.

Y kuşağı düşünen, sorgulayan bir kuşak. Bu onlara tartışmacı bir hava veriyor. Oysa onlar aslında “neden” sorusunu sormayı seviyorlar. Sert otoriteye ve hiyerarşiye karşılar. Toplumsal olaylara karşı duyarlı olan Y kuşağı, dünyayı değiştirmek konusunda da oldukça istekli. Kimilerinin “Şimdiki gençler saygısız” laflarına hedef olan Y kuşağı aslında haddini biliyor, saygının ise hak edilmesi gerektiğine inanıyor.

McQueen’e göre Y kuşağı dünyanın kolay olmadığı gerçeğini biliyor ve bu durumla mücadele etmeye hazır. Facebook, Twitter gibi ağları etkin şekilde kullanan Y kuşağı değişime ayak uydurmakta zorlanmıyor. Yenilikçi ve teknolojiyle iç içe olduğu kadar dünyayla ve insanlarla doğal bir etkileşim içinde.

İş dünyasında Y kuşağı ile X kuşağının sık sık çatıştığına şahit oluyoruz. Bu sorunun en temel nedeni Y kuşağının itaat etmeyi sevmemesi ve kendini fazlasıyla beğenmesi. Bu kibir Y kuşağının kendini her alanda yetkin görmesine neden oluyor. Ayrıca sabırsız olan Y kuşağı ile çalışmak zor. Bu nedenle yöneticilerin geleneksel insan kaynakları yöntemlerini bir kenara bırakması ve yeni kuşağı farklı yöntemlerle yönlendirmesi gerekiyor.

McQueen’e göre çalışma saatlerinde esneklik gösterilmeli, rahat bir çalışma ortamı sağlanmalı ve sonuç odaklı çalışmaya önem verilmeli. Ayrıca bu kuşağı sık sık takdir etmek ve hiyerarşik yapıyı yumuşatmak onlardan verim almanın en önemli yolu. McQueen yöneticilere yaratıcılığı ve inovatif olmayı engelleyen yapılardan uzaklaşmalarını ve insan kaynakları stratejilerini hızla bu insanların çalışma disiplinine göre değiştirmelerini öneriyor.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın