Kendime bir fırsat yaratıp, bu hafta Webrazzi Dijital’12 konferansının bazı oturumlarına katıldım. “Sosyal web” kavramının ön plana çıktığı konferansta konuşulan, belki birçoğumuzun bildiği fakat sorgulamadığı bazı notlara bu yazıyla tekrar dikkatinizi çekmek istedim.

Sosyal medyadaki davranış kodlarımız:

Kimi takip edip, kimi etmediğimiz bile kişilik özelliklerimizi ortaya koyuyor. Sosyal medya öncesinde kendimizi ifade etmek için markaları kullanıyorduk. Giydiğimiz marka kıyafetler ya da kullandığımız otomobil ile statümüzü göstermeye çalışıyorduk. Sosyal medyadaki davranışlarımız artık bu sanal dünyada marka kıyafetlerin yerini almaya başladı. Türkiye’de Foursquare’de en çok check-in yapılan yerin dış hatlar olduğunu biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum.. Ama öğrendiğimde dış hatlara girer girmez check-in olma ihtiyacı hissettiğimi düşünüp, kendimi sorguladığımı itiraf etmem gerek. İşte bu noktada sosyal medyada artık yeni davranış kodlarımız oluşuyor diyebiliriz.

Sosyal medya bir anlamda bize yaşayamadığımız hayatları yaşama fırsatı da sunuyor. Bazılarımız belki  de kurguladıkları hayatları yaşıyor bu mecrada.

Sosyal medyayla mahremiyetimizi de yitiriyoruz. Kişisel konulara çok az değinen insanlar bile bir şekilde mecranın doğası gereği mahremiyetlerinden ödün veriyorlar.

Sosyal medyadaki akış, hiç durmadan devam eden bir maratona benziyor. Ama koşan herkes sonunda yorulur ve durur. Sizce sosyal medya duracak mı? Ne dersiniz?

 

İnternette günde kaç adet video seyrediyorsunuz?

Ben neredeyse önüme çıkan her videoyu tıklayanlardan biriyim diyebilirim. Türkiye’de 21.870.000 toplam video izleyicisi bulunması, 2011’de video reklam pazarının % 233 büyümüş olması, yalnız olmadığımı hissettirdi bana :)

Türkiye’de en çok video Google ve Facebook üzerinden izleniyor; en çok komik, müzik ve premium (dizi, eğlence, spor, haber, çocuk) içerikleri tüketiyoruz.

Çevrimiçi video, 2011’de altın bir yıl geçirmiş. 2012’de de çok daha fazla insanın, çok daha fazla videoyu, çok daha uzun süre izleyeceğini düşünebiliriz.


Macro Myopia mı oluyoruz yoksa?

Macro Myopia, “özelikle teknoloji sektöründe gösterilen yeni bir teknolojiyi ilk başta heyecanla karşılayıp, abartılı bir şekilde kullanmak ancak sonra beklentiyi karşılamayınca hayal kırıklığına uğramak ve o teknolojiyi daha çok aşağı çekmek” olarak tanımlanıyor. Davranış şeklimiz böyleyse, bakış açımızı da bu şekilde genişletiyoruz. Teknolojinin durmak bilmez değişimini, gelişimini de bu davranış şekline bağlayabiliriz.

Bir gün koşmaktan yorulur muyuz bilmiyorum fakat halen son hız koşmaya devam ediyoruz. Koşmak, motivasyonunuzu ve kişisel mutluluğunuzu artırıyorsa neden olmasın :) Yola devam…

 

  1. ece bademli
    16 Mar 2012 12:13 pm

    Hızla yayılmaya devam edip sonra kendi kendini kapatacak sosyal medya diyorum. Privacy diye birşey kalmayınca korkacağız:) Güzel yazı olmuş, sevgiler

  2. AHMET MERT
    21 Mar 2012 8:39 am

    Yakın gelecekte vücudumuza alert (mobil cihaz aramaları, mesaj alan, toplantı saatleri ni hatırlatan mesajlar) çiperler yerleştirilecek. Artık hayatımızı değil alertleri yöneten ALERT YÖNETİCİLERİ olacağız. Bundan sonra yaratıcı hizmetleri, kullanıcı dostu ön yüzleri pazarlayanlar kazanacak. Sistem mantıkcıları ve uygulayıcılar (Algoritma)sadece gizli kahramanlar olarak kalacak. Ne ŞANSSIZLIK Kİ BUNDAN MEMNUN KALACAĞIZ.

Yorum Yapın