Geçen pazar günü, Kapadokya gezisinden dönerken radyoda duyduk acı haberi. İki gün sonra TTNET adına Van’a gitmek üzere yola çıktık.

Giderken hep Gölcük depremindeki kareler geldi aklıma.

Sabahın ilk ışıklarıyla Ankara Halk Ekmek fabrikasından doldurduğumuz ekmekler ve bir gece önce aldığımız beşer litrelik sular… Bir de alırken ne işe yarayacak diye küçümsediğimiz iki koli çikolata. En çok talebi o çikolatalara göstermişti depremzede çocuklar.

Van şehir merkezine girdiğimizde Maraş Caddesi üzerindeki Nezir Apartmanı’nın tamamen yerle bir olduğunu gördük. Öğrenci ve öğretmenlere mezar olan bina artık çok soğuk ve cansızdı. Greyderler çalışırken, birkaç kamera ve spiker iki gün öncesine ait olayı anlatıyorlardı.

Şehir merkezinden geçerek TTNET için kurulan çadıra geldik.

TTNET adına görevlerimizi yerine getirmek üzere çalışmalarımıza koyulduk. Ardından kriz merkezine yöneldik. Kriz merkezi oldukça karışıktı. Doğal olarak herkesin çeşitli talepleri vardı. Görevliler ellerinden geldiğince bu taleplere yetişmeye çalışıyorlardı.

Kriz merkezini ziyaret ettikten sonra Vali yardımcısı Atay Uslu ile görüştük. Kendisi TTNET hizmetlerinden ve yaklaşımlarından son derece hoşnut olduğunu iletti. Biz de elimizden ne gelirse yapacağımızı söyledik.

Sonra 100 km Erciş yolu… Depremin merkezi olan Tabanlı Köyü önünden geçen yolda 30-40 cm’lik yarıklar oluşmuş, ancak karayolları ekipleri hemen asfaltlamış o noktaları. Köyü geçince hemen solda yer alan benzinliğin beton çatısı, deprem sırasında benzin almakta olan minibüsün üzerine göçmüş.

Erciş’in girişinde askerler kesti yolumuzu. TTNET’ten geliyoruz deyince yolumuz açılıyor. Sonra yavaş yavaş acı manzaralar… Aşağıdaki bina içinde 10 gencecik kursiyer son nefeslerini vermiş.

Hemen hemen her ilin kurtarma ekibi varmış. Burada öğrendik. Adana’dan Zonguldak’a, Bilecik’ten İzmir’e kadar yüzlerce kurtarma ekibi. Canla başla çalışıyorlar, kısa bir çay molasının ardından tekrar kazmaya devam ediyorlardı.

Biz dolaşırken hafif yağış başladı, tabii çadırlar da ıslandı, dışarıda kazıyı seyredenler de. Yağmur bir tek kurtarma ekiplerini rahatsız etmiyordu. Sonradan bu yağmurun da faydası olduğunu duyduk göçük altında kalanlara. Biriken suyu içip de hayatta kalanlar olmuş.

Kaymakamlığa girdik. Halkın çoğu binanın önüne yığılmış. Bir kısmının gözlerinde öfke, bir kısmında çaresizlik, bir kısmı halen şokta, ne dediğini, ne yaptığını bilmez halde. Binaya çıktık. Ağrı Vali Yardımcısı burada görevlendirilmiş. Okul ve Toplum Sağlığı merkezi önüne WiFi kurabilirsiniz dedi.

Aşağıdaki resimde görülen yerde halen bir umutla aramalar yapılıyordu. Birilerinin dediğine göre burada 7 kulüp varmış ve yaklaşık 150 kişi vakitlerini burada geçiriyorlarmış o saatlerde. Yine dediklerine göre 20-25 kişi kurtarabilmişler. Geri kalanını söylemeye dilleri bile varmıyor.

Bu binalarda ise bekar öğretmenler kalıyormuş.

Işıkları yanmayan şehrin ve merkezindeki büyük caminin akşam namazı çıkışında bir haber yayıldı etrafa. Bir kadın mesaj atmış İstanbul’daki bir yakınına. “Ben şu an Büyük Cami’nin yanında göçen binanın altındayım. Üzerimde kepçeler, greyderler dolaşıyor, ne olur durdurun diye”. Herkes oraya toplandı, hava kararmasına rağmen, sulu kar atıştırırken yüzlerine. Herkes bir umutla bekleşiyordu.

Erciş’teki bayimiz…

  

Sonra Yunus’u sordum. Hani gün içinde kazandığı 3-4 TL’yi internete girebilmek için harcayan on kardeşten en küçüğü. Ailesine taziyede bulunacaktım. Maalesef tüm dünyanın bildiği Yunus, Erciş’te, doğduğu yerde bilinmiyordu. Oysa bir TTNET çalışanı olarak benim için ne kadar anlamlıydı onun son anısı.

Erciş’teki Telekom çadırının yanında biri vardı. Bir yandan çalışıyor, bir yandan göçük altında kalan kayınbiraderini umutla bekliyordu. Ama bu sefer mucize olmadı.

Üzüntü ile döndük Van’a. Kar yağıyordu. Biz arabanın içinde üşüyorduk. O çadırlarda kalanların işi hakikaten zordu, ya o çamurun içinde oynayan çocuklar… Van, geceleyin bir hayalet şehre dönmüştü. Sokak lambaları yanıyor ama binaların hiçbirinde ışık yok. Nerede kalır bu 300 bini aşkın nüfus?

Saat 22:00 otele döndük. Otelde ufak bir sürpriz bekliyordu bizi: 4.6’lık bir sarsıntı.

TTNET Erişim Merkezi’nden birkaç hatıra…

 

Uçağa binerken 60 yaşın üzerinde bir amca. Herkese bir şeyler söylüyordu. Kendinde değil gibiydi. Polislere, kapıdaki özel güvenlik görevlilerine bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Göz göze geldik. Sonra bana yöneldi. Evim yıkıldı, çocuklar yok, her şeyimi sıfırladım. Bu yaştan sonra ne yapabilirim ki?

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın