Elektronik pazarının yeni gözdeleri, teknolojilerin işbirliğiyle yeni yetenekler kazanan akıllı ürünler. Bütünleşik hizmet isteyen kullanıcı, aldığı her yeni üründe hep daha fazlasını arıyor. Artarak devam eden bu talep, telekomünikasyon ve elektronik sektörünün yönünü de belirliyor aslında. Yakınsama, bu alandaki en dikkat çekici trendin yeni adı.

İnternetin, özellikle de genişbant ve mobil internetin yaygınlaşmasından sonra sık sık duymaya başladığımız “Yakınsama” (Convergence) telekomünikasyon sektörü için anahtar bir kavram.

En basit tanımıyla yakınsama birkaç ayrı telekomünikasyon hizmetinin bir araya gelerek tek bir cihaz aracılığıyla kullanılması anlamına geliyor. Örneğin TV’den internete bağlanmak, cep telefonundan mesaj atarak herhangi bir cihazı çalıştırmak veya tablet bilgisayardan sesli görüşme yapmak yakınsamaya güzel örneklerden. Farklı teknolojilerin bir araya gelerek aynı cihaz üzerinden kullanıcıya daha kapsamlı hizmet vermesi çoğu zaman yakınsama sayesinde mümkün oluyor.

Avrupa Komisyonu, “Farklı şebeke platformları aracılığıyla benzer hizmet çeşitlerinin taşınması ya da telefon, televizyon ve kişisel bilgisayar gibi tüketici aygıtlarının bir araya getirilmesi” olarak tanımlıyor yakınsamayı. Uluslararası Telekom Birliği’nin (ITU) yaptığı yakınsama tanımının içine geçmişte ayrı teknoloji, piyasa ya da politikalarla tanımlanmış endüstri yapılarını bir araya getiren teknolojik, hukuki, ekonomik düzenlemeler de giriyor.

Bu kurumsal tanımları bir kenara bırakalım ve yakınsamanın son kullanıcıya ne verdiğine ve neler vaat ettiğine bakalım. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi çok daha kapsamlı hizmet ve daha kolay bir hayat. Bugün pek çok televizyon, akıllı telefon, bilgisayar, beyaz eşya, yakınsama sayesinde bize daha iyi hizmet sunuyor.

Toplumun büyük kesimi, piyasada internete girmeyi sağlayan televizyonlar olduğundan henüz habersiz. Pek çok büyük üreticinin yeni modellerinde sunduğu bu özellik sayesinde TV’den sosyal ağlara girmek, internetten sipariş vermek hatta bir kamera ve mikrofon aksesuarı sayesinde Sykpe üzerinden görüntülü konuşma yapmak, dahası film veya müzik indirerek izlemek ve dinlemek mümkün.

IPTV teknolojisi de yakınsamanın hayatımıza katkılarına önemli bir örnek. TTNET’in sunduğu Tivibu Ev platformu sayesinde televizyon hizmeti internet üzerinden alınıyor, eski TV yayınlarına yeniden ulaşılıyor, hatta kumanda aracılığı ile yemek siparişi verilebiliyor.

Firmaların müşteri memnuniyetini sağlamak için büyük yatırımlar yaptığı çağrı merkezleri, bilgisayarla bütünleşmiş telefonlar sayesinde kullanıcılara daha iyi hizmet veriyor. Örneğin, eğer firmanın altyapısı uygunsa, bir kullanıcı, çağrı merkezini aradığı zaman, çağrı merkezi çalışanının bilgisayar ekranına, otomatik olarak kullanıcının bilgileri ve hesap hareketleri çıkıyor. Böylece kullanıcının pek çok bilgiyi tekrar aktarmasına gerek kalmıyor.

Akıllı telefonlar yakınsamayı en iyi kullanan cihazların başında geliyor. İnternette sörf yapmaya imkan veren, içindeki fotoğrafları tek tıkla internete yükleyen, binlerce uygulama ile eğlendiren, gazete okutan, yol tarif eden telefonlar, aynı zamanda bazı yazılımlarla bir uzaktan kumandaya da dönüşebiliyor. Kimi yazılımlar sayesinde telefonla arabaları çalıştırmak, kapıları kilitlemek mümkün hale geliyor. Elbette bunun için karşıdaki cihazın teknolojisinin de yeterli olması şart. Özellikle akıllı ev dediğimiz yapılar yaygınlaştıkça bu tür örnekleri daha çok görmeye başlayacağız.

Beyaz eşyalar arasında da cep telefonuna mesaj atarak içindeki malzemelerle ilgili bilgi veren buzdolapları, teknik servis ile konuşup arızasını söyleyen bulaşık ve çamaşır makineleri var. Telefon aracılığıyla bulaşık ve çamaşır makinelerini çalıştırmak veya kapatmak da artık bir hayal değil.

Bu özellikler, henüz emekleme aşamasında olan yakınsama teknolojisinin bize gösterdiği marifetlerinden sadece birkaçı. Avrupa Komisyonu’nun “Geleceğin İnterneti” raporuna göre bugün temel ses ve data iletişiminin yaklaşık yüzde 40’ı internetten yapılıyor. Oysa, 2020 yılında bu oran yüzde 90’lara çıkacak. Bu tahmin, sadece telefon ve televizyonda değil diğer cihazlarda da interneti yaygın olarak kullanacağımız konusunda bize ipuçları veriyor. Yani 1999 yılında ilk kez kullanılan “Nesnelerin İnterneti” kavramı zamanla her köşede karşımıza çıkacağa benziyor. Bunun yanı sıra kesin olan bir şey daha var: “Akıllı” olarak nitelendirdiğimiz cihazların sayıları artacak ve bu cihazlar her bir üst versiyonda daha da akıllanacak.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın