Bir zamanlar, en popüler haber programlarının en popüler habercileri, ekranlarda bir konu hakkında kamuoyunun fikrini zikretmeden önce “sokaktaki adam” ifadesini çok sık kullanırdı.

Muhabirlerin sokaklarda mikrofon uzattığı ve vatandaşların yorum yaptığı görüntülere geçmeden önceki karedeki ekran insanının klişeleri şunlardı:

Sokaktaki adama sorduk!..”

“Bakalım sokaktaki adamın bu konudaki düşünceleri neler?

“Şimdi muhabirimize bağlanıyoruz. Eveet, bugünkü olaya sokaktaki adam nasıl tepki verdi?”

Aynı zamanda her türlü sosyal araştırmanın en bilinir şekli de “sokaktaki adam”a soru sormaktan geçerdi. Anketörler ellerinde anketlerle sokaklara dökülür, bütün sempatikliğini takınarak vatandaşları anketi sorularını cevaplamaya ikna etmeye çalışırlardı.

Buraya kadar hep “-di’li geçmiş zaman” kullandım, çünkü her ne kadar bu uygulamalar devam ediyor olsa da artık internet sayesinde bu işler çok daha kolay.

Çünkü sokaktaki adam artık online!

Artık kamuoyunun fikri internette soruluyor. Her türlü konuda kamuoyunun görüşlerini öğrenmek için artık internete başvuruluyor.

Televizyon ve radyoda yayın yapan program yapımcıları, fikirlerini öğrenmek istedikleri izleyicileri ya da dinleyicileri, kendi web sitelerine yönlendirip ilgili konudaki çoktan seçmeli soruyu cevaplamalarını istiyorlar ve sadece birkaç saat içinde yeterli populasyona ulaşabiliyorlar. Sonuçları da anlık olarak görüp insanlarla paylaşabiliyorlar. Hatta Facebook ya da Twitter sayesinde takipçilerinin -ucu açık-yorumlarını dahi alabiliyorlar. Diğer taraftan smart phone’lar, tablet bilgisayarlar sayesinde kullanıcıların online olması için illaki yerleşik olmasına da gerek yok.

 

Araştırma firmaları için de internet artık bulunmaz bir nimet. Nasıl olmasın ki?

Her şeyden önce verileri online toplamak fiziksel olarak çok kolay. Sokağa çıkmayı, anket formu basmayı, dağıtmayı veya biriktirmeyi ve hatta anketörü bile gerektirmiyor. Dolayısıyla daha ekonomik ve daha hızlı. Ayrıca, yanıtlayıcılara bilgisayar başında online anket doldurtarak yapılan araştırmaların daha sağlıklı sonuçlara sahip olduğunu düşünüyorum. Anketi yapan kişilerle yüz yüze-göz göze olmanın getirdiği psikolojik gerginlikten uzak kalacak bir insanın sorulara daha objektif yanıtlar vermesi sizce de doğal bir sonuç değil midir?

Ipsos KMG’den Vural Çakır’ın Mayıs 2011 tarihli ve Araştırma Trendleri başlıklı sunumunda araştırma sektörünün son 10 yıldaki dönüşümü vurgulanırken, global düzeyde; toplanan tüm verilerin yüzde 20’sinin web/online tekniklerle elde edildiği belirtilmiştir (Diğer yöntemlere ait dağılımlar şöyle; bilgisayar destekli telefon görüşmeleri yüzde 18, dijital-elektronik-otomatik diğer sistemler yüzde 17, bilgisayar destekli yüz yüze görüşmeler yüzde 12, yüz yüze anket yüzde 33).

Global düzeyde hal böyleyken ülkemizde durum nedir?

2010 2023
Yüzyüze Anket %61 %10
Web/Online Anket %1 %30
Dijital-Elektronik-Otomatik Sistemler %6 %20
Sosyal Media Tracking %10


 

 

 

Kaynak: Ipsos KMG / Mayıs 2011 tarihli ve Araştırma Trendleri başlıklı sunum (Vural Çakır)

Aslında şu an için durum pek iç açıcı olmasa da 2023 tahminleri yüz güldürecek cinsten. 2010 itibariyle, geçmiş 10 yılı total olarak dikkate aldığımızda bile Türkiye’de web/online veri toplama oranı ancak yüzde 1. Ancak 2023’te toplanan total verinin yüzde 30’unun web/online anket yoluyla, yüzde 10’unun da sosyal medya üzerinden elde edileceği öngörülüyor.

 

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın