Gerek Okan Üniversitesi’nde gerekse Marmara Üniversitesi’nde verdiğim IPTV derslerinde öğrencilerime her dönem bir ödev verdim. Ödevin konusu alışılagelen televizyon platformları ile IPTV arasındaki farkı anlattıktan sonra, bu farkın standart izleyicinin anlayacağı bir hale nasıl getirilebileceğiydi. Teknik açıdan en basit anlatım yolu, Türkiye’deki uydu televizyonu penetrasyonunu da göz önüne aldığınızda, anten olmadan gelen yayın platformu olarak anlatmak gibi görünüyor. Ancak bu tabii ki televizyon izleyicisinin çok önemsemeyeceği bir fark. Bundan daha fazlası, çoğunlukla zul gelen zorunlu bazı işleri televizyonunuzun karşısından kalkmadan yapabilme kolaylığı gibi görünüyor. Söz gelimi devlet aracılığı ile yapacağınız işlemleri televizyonunuzun karşısından kalkmadan, bilgisayar başına bile oturmadan yapmak tabii ki çok avantajlı görünüyor. Bunu yapmak için kullandığınız interaktif kanalları birçok farklı şekilde kullanmak da mümkün.

Ancak aslında izleyicinin en çok dikkatini çekecek olan, alıştığı televizyon programları ile klasik izleyici-kanal ilişkisini kıracak yeni bir bakış açısı.

Tabii ki bu konuda şu an -belki de prodüksiyon şirketlerinin platformun yararlarını anlayamamasından dolayı- çok fazla örnek yok. Ancak öğrencilerimin hazırladıkları demoları her dönem bloğumda yayınlıyorum ve her seferinde son derece yeni projeler olduğunu görüyorum.

İlk zamanlar programın içinde bahsedilen ürünlerin kumanda aracılığı ile alınması söz konusu iken, sonra bültende yayınlanan haberin inandırıcılığı, arama motoru üzerinden aranması, haber hakkındaki derinliklli bilgiye ulaşılması gibi konulara kadar gitti.

IPTV platformlarındaki bu paradigma değişikliği aslında teknik olarak çok kolay ama böyle bir değişiklik için platformun yöneticilerinden, yapım şirketine hatta izleyiciye kadar herkesin bu değişikliğe hazır olması şart.

Çünkü bu gelişme klasik izleyiciyi, paylaşımcı hatta katılımcı izleyiciye çeviriyor. Bu ise on yıllardır koltuğunda oturup tek sorumluluğu kanal değiştirmekten sadece televizyonu açmaya kadar inmiş olan seyirci için bir zul gibi görünecektir.

Burada yeni nesil pazarlamacıların havuç dedikleri bir motivasyon aracına ciddi anlamda ihtiyaç var. İşte burada iki sorundan bir cevap oluşturabiliriz. Popüler dünyanın önemli mimarlarından Andy Warhol’un dediği 15 dakikalık meşhurluk durumunu bu soruna cevap olarak kullanabiliriz. Yani yayında istediği anda bulunma gücü, tartışma programlarında konuklar gibi yayına dahil olma gücü, izleyiciye bu motivasyonu verecektir. Yayını izleyicinin etkileyebilmesi imkanı IPTV’nin en belirgin imkanlarından biridir. Tabii kanalın kamu görevini unutmaması şart.

Bu uygulamalar tabii ki kanalların izleyici havuzunun belli oranların altına indirmemesi durumunda gerçek olacaktır. Yani “fragmentation” ciddi oranlara geldiğinde buradaki meşhur olma fikri cazibesini yitirecektir.

Bundan sonra yapılabilecek en doğru interaktif yayıncılık, izleyiciyi yayının akışını etkileyecek şekilde sürece dahil etmektir. Yani izleyici dizinin sonunu belirler, seneryoyu değiştirir, alternatif sonlar oluşturur ve en sonunda dizideki kişi ile konuşur. Nasıl mı? İşte orası biraz karışık ama yapılmış örnekler çokca var. Yeterki bunları yapma cesaretini gösterebilecek yöneticiler olsun. Burada çok güzel ve özel bir dünya olduğu kesin!

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın