İnternet bir anlamda kendi kendine, organik olarak, artık engellenemeyecek kadar karmaşık ve özgür bir sistem üzerinden büyümesini sürdürüyor. Bu sistem kendi kavramlarını yaratıyor, kendi kurallarını koyuyor. Son dönemlerde internet kendi para birimini de ortaya çıkardı: Bitcoin. Bir programın oluşturduğu şifreler olan Bitcoinler sanal para olarak tanımlanıyor. Bitcoin, hiçbir ülkeye veya merkez bankasına bağlı olmaksızın üretiliyor ama tıpkı Türk Lirası, dolar, Euro gibi mal veya hizmet karşılığında takas edilebiliyor. Açık kaynak koduyla çalışan Bitcoin, kullanım alanını her geçen gün istikrarlı bir şekilde genişletiyor.

Aslında şifreleme sistemiyle çalışacak çevrim içi para sistemi 90’ların sonunda yazılımcı Satoshi Nakamoto tarafından ortaya atıldı.  Bugün sistem gelişti ve dünyanın pek çok yerinde geçerli hale geldi. Özgür yazılımcılar tarafından geliştirilen “Bitcoin Miner” adı verilen ücretsiz bir yazılım ile kazanılan Bitcoinlerin değeri gittikçe artıyor. Şu anda Bitcoinler piyasada diğer paralarla değiş tokuş da edilebiliyor. Bitcoin yazılımcılarının verdiği bilgiye göre 21 milyon kotası dolduğu zaman Bitcoin üretimi duracak. Kullanıcılar, bilgisayarları tarafından çözülen şifreleme problemleri sayesinde Bitcoin kazanıyorlar.

Peki nasıl oldu da internet kendi parasını basacak kadar büyük bir güç haline geldi. Aslında Bitcoin’in mantığını ve felsefesini anlamak için internetin geçmişine bir bakmak gerekiyor. 80’lere doğru bilgisayar kullanımı yaygınlaştı, akademi çevrelerinin ardından, iş ve sanat çevreleri de bu furyaya katıldı.  80’ler boyunca yazılım artık büyük bir pazara dönüşmüş ve yazılımcılar çalışmaları dışarıya kapalı yapmaya ve her yazılımı para ile satmaya başlamıştı. İşte “Özgür Yazılım Hareketi”, kodların gizlenmesine tepki olarak bu yıllarda doğdu. “Özgür Yazılım Hareketi”, yazılımcıların para kazanmasını yine sağlıyordu ancak daha yaratıcı ve faydalı yazılımların geliştirilmesi için kodların paylaşımını öngörüyordu. Bu sayede paylaşımcı ortak bilinç gelişmeye başladı.

Soğuk Savaş döneminde, internetin temelleri atıldı. Yaygın bir kullanım alanı bulan internet, iş ve sosyal hayat kadar zihinsel yapılarımızda da bir devrime öncülük etti. Çok merkezli yapı ile birlikte kontrol edilemez, engellenemez, yasaklanamaz, sansürlenemez, cezalandırılamaz ve gücünü üyelerinden alan bir sistem yaratıldı.

Bu sistemde artık bilgi özgürce geziniyor, paylaşım duygusu hat safhada yaşanıyordu.

Derken şifreleme metotları gelişti ve internet üzerinden güvenli mesajlaşma ortaya çıktı. Eskiden sadece askeri güçlerin elinde olan güvenli mesajlaşma ayrıcalığına artık hemen herkes sahip olabiliyordu. Hemen devamında P2P yani bilgisayardan bilgisayara veri paylaşımı keşfedildi. Böylece pek çok bilgi, dosya, müzik, fotoğraf ve video gibi verilerin çılgınca paylaşımının yolu açıldı. Ardından Napster gibi programlar çıktı. Napster kimi büyük telif hakkı sahibi firmalar tarafından kapattırılsa da ardından çıkan Bittorrent yepyeni bir dönemi başlattı. Verileri yüzlerce bilgisayarlar arasında paylaştıran Bittorrent sayesinde telif hakları konusunda ortada suçlanacak kimse kalmadı çünkü hemen herkes bu paylaşım eylemine karışmış oluyordu.

Tüm bu gelişmelerin ardından bugün artık yeni para biriminden söz ediyoruz: O da sanal para birimi olan Bitcoin. Bitcoin elbette kusursuz bir sistem değil, ne kadar ayakta kalacağını kestirmek zor. Ancak onun açtığı yeni bir yol sayesinde, artık internet ekonomisi deyince yeni para birimlerini ve onların gerçek dünyadaki karşılıklarını da hesaba katmak zorundayız.

Kaynak: http://bitcoinmedia.com/the-future-cannot-exist-without-the-past/

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın