“Tüh, ben bunu düşünmüştüm.” dediğiniz kaç tane başarılı girişimle karşılaştınız? Belki de saymaktan vazgeçmiş olabilirsiniz. Her gözünüzü kırptığınızda dünyanın herhangi bir noktasında yeni bir iş fikri internet üzerinde canlı yayına geçiyor. İnsanlar bu fikre göz atıyor. Bazı fikirler yeterli heyecan ve coşkuyu elde edip hızla yükseliyor. Madalyonun diğer tarafında ise kim bilir adını dahi duymadığımız kaç tanesinin alan adı silinip gidiyor. Bu arada itiraf etmek gerek aklıma gelen pek çok iş fikri için, her yıl düzenli olarak ücretlerini ödediğim, 40 kadar alan adım var. Hangisinin ne zaman bir işe yarayacağını şimdilik bilmiyorum. İşte tam bu noktada bir girişimin veya girişimcinin ne olduğu tanımını yapmak doğru olabilir zira 40 tane alan adına sahip olup elde bir girişim yoksa belki de girişimciliğin doğasına uygun olmayabilirim.

Amerika’da yirmi yılı aşkın süredir girişimcilik dünyası ile alakalı fikir, yazı ve bilgi üreten, üstelik kendisi de pek çok girişimin sahibi ve yatırımcısı olan Steve Blank girişimi tanımlamaya başlarken önce ne olmadığını belirtiyor; “Bir girişim pazarını, müşterilerini tanıyan ve bir ürüne sahip büyük bir şirketin küçük bir kopyası değildir.” Sonra da girişimin ne olduğunu açıklıyor; “Bir girişim tekrarlanabilir, ölçeklenebilir ve kârlı bir iş modeli arayan geçici bir organizasyondur.”

Steve Blank’in tanımından şunu anlıyoruz; geçici bir organizasyon olan girişimin bir yaşam süresi var. Bu süre genellikle elindeki sermaye ile ölçülüyor. Bu sermayenin sadece para olması gerekli değil, insan kaynağı ve zaman da bu kaynağın bileşenleri. Girişim kalıcı bir şirkete dönüşene kadar bu kaynaklarını doğru şekilde kullanmalı. Ancak bunu yaparken hızlı ve çevik olması gerekiyor zira fikirlerin patentini almak veya başkalarının aynı fikir etrafında bir şeyler yapmasına engel olmak mümkün değil. Bir fikrin kafamızın içindeki düşünce halinden kullanılabilir, erişilebilir noktaya ulaşması için “sınırları kesin belirlenmiş” bir zaman çerçevesi yok. Ancak bu çerçevenin on yıllar değil, yıllar değil belki aylar ile sayılı olduğunu bilmek için internetin yapısını biraz anlamış olmak yeterli.

Zamanın sınırlı, rakiplerin çok, bir arayış için pek çok belirsizliğe atılacak bir adım içine girmeye gerçekten hazır mısınız? Biraz iç karartıcı gibi gözükse de bu karmaşanın içinden başarılı olmanın bir püf noktası var mı? Beklenen cevap muhtemelen “Hayır” gibi akla gelse de işin doğrusu; “Evet bir püf noktası var.” Peki, nedir bu püf noktası? Doğruluğuna inandığınız fikrinizi onun kullanıcısı olacak kişiler ile paylaşmak ve onların fikrini almak. Fikrinize inanabileceğini düşündüğünüz potansiyel yatırımcıların yardımını almak. Bu noktada yatırımcıların size sadece para desteği sağlamasına gerek yok. Unutmamak lazım ki deneyim paranın satın alamadığı bir değerdir. Aldığınız öneri ve tavsiyeler ile fikrinizi mümkün olan en kısa sürede mükemmel hale getirmelisiniz. İşte internetin hızla akan dünyasında kendinizi akıntıya bırakmak yerine ancak bu şekilde başarıya ulaşabilirsiniz.

www.twitter.com/ahmetusta

Ahmet Usta hakkında

Ahmet Usta 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaokul ve Liseyi Cağaloğlu Anadolu Lisesinde bitirdi ve 2001 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Programından ikincilik ile mezun oldu. 2007 yılında ise Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi İşletme Yüksek Lisans Programını başarıyla tamamladı. Üniversite yıllarında çeşitli dergilerde oyun teknolojileri üzerine yazı yazarak adım attığı profesyonel iş hayatını Infomag Yayıncılık Grubu bünyesinde Bilgi Teknolojileri Yöneticisi ve Bloomberg Businessweek Türkiye dergisinde Teknoloji Editörü olarak devam ettirmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

 

 

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın