Başlığa bakıp haftalık ekonomi dergilerinin ‘çok satan’ kapak konularından alıntı yaptığımı düşünmeyin sakın. Bir dönem ciddi ciddi üzerine kafa yorduğum bir konuydu. Acaba ne iş kursam? Camp Nou’nun önünde kumpir satmaktan düz renk nevresim takımı üretimine (malum genel üretim trendi allı güllü) kadar sayısız girişim fikrim henüz hayal aşamasındayken, fen bilgisi öğretmeni annem ve inşaat mühendisi babamdan oluşan çekirdek ailem tarafından refüze edildi. Bu girizgahtan anlaşılacağı üzere, kendi işimi kuramasam da dinlemesi ve kaleme alması bana her zaman ilham veren girişimci öykülerini daha geniş kitlelere duyurmak için Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nde ‘Liderlik ve Girişimcilik Programı’ düzenlemeye başladım. 

Sadece format değil tanım da değişiyor

Neden mi? Şu bir gerçek, girişimcilik sadece ekonomi dünyasının değil sivil toplum örgütlerinden hükümetlere kadar son yıllarda herkesin ajandasının üst sıralarında yer alan sıcak bir konu. Şu bir gerçek ki hem istihdam olanaklarını artırmanın hem de ekonomileri büyütmenin yolu girişimci sayısını artırmaktan geçiyor.

Meraklısı için küçük bir not: Girişimciliğin tanımı ilk kez, 18. yüzyılın başlarında Fransa’da yaşayan İrlandalı ekonomist Richard Cantillon tarafından yapıldı. Cantillon girişimciyi, henüz belirginleşmemiş bir bedelle satmak üzere üretim girdilerini ve hizmetlerini satın alan ve üreten kişi olarak ifade etmişti. Bu tanım daha sonra Jean Baptiste Say tarafından da geliştirilerek, girişimcinin risk üstlenme kadar üretim girdilerini örgütleme ve yönetme niteliğine sahip olması gereği vurgulandı. Girişimcinin yenilikçi ve dinamik olma özelliğini ilk kez gündeme getiren ise Joseph A.Schumpeter oldu.

Oysa günümüze geldiğimizde sadece girişimciliğin konusunun değil, tanımının da değiştiğini görüyoruz. Nasıl mı? Ünlü Brezilyalı Girişimci Grupo Pao Acurar Yönetim Kurulu Başkanı Abilio Diniz’e göre “Girişimcilik, illa ki icat bulmak veya baştan yaratmak değildir. Var olana yeni bir bakış açısı getirerek topluma veya çevreye bir katkıda bulunmak da girişimciliktir.”

Bu formül sizde var mı?

“Peki değişmeyen ne?” diye soracak olursanız hemen söyleyelim. Girişimciliğin vazgeçilmezi, cesaret, bilgi ve yetenek. Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Endeavor Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Özdemir’e göre girişimcilik risk almak demektir. Cesareti olmayan risk alamaz. Cesaret ise bilgiyle artar. Dolayısıyla yapılacak iş hakkında yeterli seviyede bilgi sahibi olmak gerekir. Üçüncüsü ise işletmenin kurulduktan sonra, hedeflenen sürede para kazanmaya başlamasını sağlayacak yönetim, pazarlama, üretim gibi alanlardaki yeteneklere sahip olmak ve bunları uygulamaya koyabilmektir.

42 ülke arasında 32.’yiz!

Tarihle başladık biraz da rakamların diliyle konuşalım. Dünyanın en yüksek refah düzeyine sahip 20 ülkesinden 19’unun uluslararası endekslere göre dünyanın en girişimci ülkeleri olması tesadüf değil. Küresel Girişimcilik Monitör Araştırması’na göre, Türkiye ise girişimcilik konusunda 42 ülke arasında 32. sırada yer alıyor. Buna rağmen Global Girişimcilik Raporu’na göre Türk girişimcilerden sadece yüzde 25’i başarısızlıktan korkuyor. Bu oran diğer ülkelerde ortalama yüzde 32. Yani Türkler girişimcilik konusunda daha cesur. Fakat önlerindeki engeller nedeniyle çok da varlık gösteremiyorlar. Türkiye’nin toplumsal yapısına baktığımızda girişimcilikten çok mecburi bir garanticiliğin daha yaygın olduğunu görüyoruz. Araştırmalar da bu durumu teyit ediyor. Öğretmenlik, memurluk gibi işler, aileler tarafından ‘devlet kapısı’ yani ‘garanti iş’ olarak görülüyor. Özellikle bu işleri yapan ana-babalarda çocuklarının da aynı işi yapmasını, sabit geliri olmasını beklemek gibi bir eğilim var. (Bkz: Yazının giriş bölümü) Öte yandan girişimci ailelerde durum farklı. Onlar, kendileri de bu aşamalardan geçtikleri için çocuklarını destekliyorlar. Ama böyle ailelere de pek sık rastlanmıyor.

Türkiye’de 3 milyon kobi var

Dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan Türkiye, 80’li yıllarda inşaat sektörüyle atağa geçtiği küresel pazarda, bugün 5 bine yakın markasıyla girişimci ruhunu ortaya koyuyor. Bugün TÜİK’in verilerine göre Türkiye’deki toplam istihdamın %76’sını, maaş ve ücretlerin %53’ünü, cironun %63’ünü, faktör maliyetiyle katma değerin (FMKD) %53,3’ünü ve maddi mallara ilişkin brüt yatırımın %53,7’sini ‘Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişimler’ oluşturuyor. 3 milyonun üzerindeki KOBİ, Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99’unu temsil ediyor. Bu oran bile girişimciliğin önemini ortaya koyması açısından oldukça çarpıcı…

Cazip çünkü her derde deva!

Bir işletmeyi faaliyete geçirmekten çok bir yenilik geliştirmek, bir değişim başlatmak olarak ifade edilen girişimcilik, kalkınmada önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Çok basit bir bakış açısıyla girişimciler yeni işletmeler kurar, istihdam alanı yaratır, rekabetin seviyesini yükseltir, teknolojik değişimlerle üretkenliği artırırlar. Girişimci, yeniliklerin ortaya çıkması, uygulanması ve yayılmasında, yeni sektörlerin oluşmasında kilit rol oynar. Girişimcilik, ekonomik kalkınmayı hızlandırır; yeni istihdam alanları oluşmasına ve üretimin artmasına yol açar. Sınırlı kaynakları daha etkin bir şekilde kullanarak yeni ürünler ortaya çıkaran girişimci, sağlanan katma değeri artırır. Yatırım ekonomi için güç kaynağıdır. Bir ülkede yatırımlar, toplumun tasarruf yeteneği ile girişimci gücünün en somut göstergeleridir.

Ekosistem eğitimden geçiyor

Buraya kadar her şey iyi güzel de peki bu girişimci sayısı neden artmıyor diye soracak olursanız hemen söyleyelim. Girişimciliğin önündeki en temel sorunlar, finans kaynaklarına erişimde yaşanan güçlükler, pazarlama ve yönetim gibi konularda eğitim yetersizliği ve konuya ilişkin bilgi ve vizyon eksikliği. Dolayısıyla geliştirilecek çözüm önerileri ve stratejilerin öncelikle bu alanlara odaklanması gerekiyor. Dünyada kabul gören bir diğer görüş de girişimcilik ekosistemi yaratmak için devletin ve diğer kurumların ilk olarak girişimcilik eğitimi ve girişimcilik kültürünü doğru bir stratejiyle yaymaları gerektiği yönünde. Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus, girişimcilik kültürünün yerleştirilmesi için önemli fırsatlar sunan bir unsur. Buradan hareketle özellikle örgün eğitimin her aşamasında bireyleri konuya ilişkin bilinçlendirmenin ve eğitmenin girişimciliğe dair vizyon oluşturma aşamasında faydalı olacağı kuşkusuz. Bu kapsamda özellikle mesleki eğitim veren liselerde bu amaca yönelik derslerin artırılması ve girişimcilik eğitimlerine önem verilmesi önerilebilir.

Devir “Girişimci Şirketler”in devri

Girişimciliğin sadece ‘kişi’lerle sınırlı olduğunu düşünmek doğru değil. Girişimcilik şirketler bazında da önemli bir faktör. Günümüz iş dünyasında şirketlerin ayakta kalmasını, sürdürülebilir bir başarı yaşamalarını parlak fikirli, girişimci çalışanlar da sağlayabiliyor. Girişimci çalışanların ‘flora’sını ise o şirketin lideri ve liderlik yeteneklerine sahip olanlar oluşturuyor. Bir şirketin yöneticisi olmak, insanların takip ettiği, kişileri sürükleyen, onları yöneten, ilham veren kişi olmayı gerektiriyor. Liderlik, kaynağını insan ve yaşamdan alıyor. Dolayısıyla insanlara sahiplenebilecekleri düşleri, heyecanı, inancı, tutkuyu, coşkuyu ve gücü liderler verebiliyor. Ezcümle, liderlik sadece girişimciliğin değil girişimci şirketlerin de ilham kaynağı… Bu yüzden gözünüzü hem girişimcilerden hem girişimci şirketlerden ayırmayın derim…

Dr. Aylin Löle hakkında

Dr. Aylin Löle, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitisü’nde Basın Ekonomisi ve İşletmeciliği konusunda yüksek lisansın ardından aynı bölümde doktora çalışmasını tamamladı.1995 yılında Dünya Gazetesi’nde başladığı gazeteciliğe sırasıyla Kanal E Televizyonu, Business Week, Capital, Power ve Vatan Gazetesi’nde devam etti. CNBC-e Business Dergisi’nde yazıları yayınlandı. Platin Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürlüğü görevinde bulundu. 2007 yılından beri Akşam Gazetesi’nde yazıyor. 2008 MÜSİAD yılın ekonomi kulisi yazısı ödülünü kazanan Löle’nin İş’te Kadının Gücü, Kurumsal Vatandaş, Sosyal Sorumluluk Okulu adlı üç kitabı daha bulunuyor. Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘Sosyal Sorumluluk Okulu’ adıyla 3 dönem sertifika programı düzenledi. TTNET’in desteğiyle yine Boğaziçi Üniversitesi’nde iki dönem boyunca Liderlik ve Girişimcilik Programı’nı hayata geçirdi. Kosova Elektrik Dağıtım (KEDS) ve Priştina Uluslararası Adem Yaşari Havalimanı’nın sosyal sorumluluk projelerinin danışmanlığını yapan Löle, Dialogue in the Dark (Karanlıkta Diyalog) ve Citibank Mikro Girişimci Ödülleri Danışma Kurulu Üyeliği görevinde bulunuyor.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın