2010’un ortalarına kadar, son bir kaç yılı “Neden çevrimiçi reklamlar?” sorusunu tartışarak geçirdik. Her platformda yazıldı, çizildi, tuşlandı. Kullanıcıyı özgür kılması, hedef kitleye yönelik nokta atışlarının yapılabilmesi, onlarla daha doğal ilişkilerin kurulabilmesi, reklama yapılan yatırımın geri dönüşlerinin ölçülebilirliği gibi başat sebepleri burada zikrederek bu faslı hızlıca geçmek gerekiyor artık.

Markalar da –pes ettiler demeyelim- bu konudaki muhafazakarlıklarını yavaş yavaş terkediyorlar ki, bu tutum özellikle ülkemiz için çok önemli. Elbette herkesten aynı esnekliği beklemeyeceğiz ve elbette bu sürecin aşamaları olacak. Sosyal medyanın kasıp kavurduğu 2011’de Facebook ve Twitter’ın dayanılmaz cazibesi en geleneksel marka iletişimcilerinin bile inadını kırdı. Bunu ajanslara “Biz neden sosyal medyada bişeyler yapmıyoruz?” şeklinde gelen brieflerin artmasından anlıyoruz.

“Marka iletişiminde dijitale geçişin bir süreç olduğu” gerçeğini kabullenip cebimize koyarsak dijitalin gücüne inanarak bu mecralara yatırım yapan markaların farkını anlamak daha da kolaylaşıyor. Çevrimiçi reklamlara yaptığı yatırımın boşa gitmesini istemeyen bu markalar oyunu kuralına göre oynuyorlar, markalarının sayısal dünyadaki iletişimini bu konuda uzman ekiplere bırakmakla kalmayıp bu ekiplerin kontrolünde sadece ‘dijital mecraların dinamiklerine uygun bir kılavuz’ oluşturuyorlar.

Peki, ‘Dijital Kılavuz’ nedir?

Dijital kılavuz, çevrimiçi mecrada yayınlanacak reklamlar hazırlanırken, uyulması gereken kuralların belirtildiği rehber bir doküman olarak tanımlanabilir. Hangi ajans tarafından hazırlandığına bakılmaksızın, bu kılavuza uygun olarak hazırlanmış reklamların, hem markanın kurumsal kimliğine hem de teknik ve kreatif olarak çevrimiçi mecranın dinamiklerine uygun olması beklenir. Bununla birlikte;

– Çevrimiçi mecranın bütün platformlarına (banner, newsletter, web sitesi, sosyal medya vb.) dair kullanım standartlarını içermelidir. Markanın onaylı kurumsal kimlik kılavuzuna paralel olarak dijitale uyarlanmalıdır.

– Bir defa hazırlanıp kenarda tutulacak bir dokuman değildir. Sürekli gelişen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan yeni reklam biçimlerinin kullanımına yönelik standartların da eklenebileceği kadar esnek olmalıdır ve bu yüzden tıpkı yaşayan bir organizma gibi düşünülmelidir.

– Firmaların iletişim departmanlarında çalışanların da, markaya hizmet veren ajansların da koşullara göre değişebileceği göz önünde bulundurularak kişilerden, birimlerden ve 3.partilerden bağımsız olarak, tamamen objektif kriterlere göre profesyonel ve tecrübeli bir ekip tarafından hazırlanmalıdır. Yani ‘hazırlamış olmak’ için değil, gerçekten ‘amacına uygun bir şekilde kullanmak’ için hazırlanmalıdır.

– Birden fazla dijital ajansla çalışıldığı durumlarda, tüm ajanslar kendileriyle paylaşılan briefler üzerinde çalışırken bu kılavuzu dikkate almalıdır.

Bütün bunlar dikkate alınarak hazırlanmış bir kılavuz, ortaya çıkan işlerin, finalize olmadan önceki onay sürecini kısaltılmasını ve bu sürecin doğasındaki subjektivite oranının en aza indirilmesini sağlar ki; bu da zamanın ve kaynakların daha verimli kullanılarak iş kalitesinin artması anlamına gelir.

Nihayetinde ‘Dijital Guideline’, oyunu kuralına göre oynamak isteyen, vizyon sahibi ve dijitalin gücüne inanan markaların işidir. Özellikle Türkiye’nin en büyük 100 şirketi içinde, dijital dünyada var olanların sayısının iki elin parmaklarını geçmediği bir ortamda bu gücün farkında olanlar, elbette fark yaratacaklardır.

  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın