Son aylarda, online reklam sektörünün tartışıldığı, dijital dünyanın önde gelen isimlerinin boy gösterdiği bazı ortamlarda sıkça dile getirilen bir iddia var: “İnternette banner dönemi bitti!”

Kimse kusura bakmasın ama ben buna pek katılamayacağım!

Sosyal medya ortamlarının popüleritesinin ve etkinliğinin arttığı, mobil cihazların, smart phone’ların giderek yaygınlaştığı, gelişen teknolojinin yepyeni reklam uygulamalarını gün yüzüne çıkardığı gerçeği yadsınamaz. Ancak yine de “bannerı öldürmek” bu kadar kolay değil. Özellikle, en köklü ve kurumsal dediğimiz firmaların bile pazarlama iletişimlerinde mecra olarak interneti yeni yeni kabullenmeye, bütçe ayırmaya başladığı ülkemiz koşullarında, bunu dile getirmek için -en iyimser ifadeyle- henüz çok erken.

Aslında konuya farklı bir açıdan yaklaşarak; banner’ın çağ atladığını, boyut değiştirdiğini söylemek mümkün. Bunun için isterseniz “banner nedir, nasıl olmalıdır”a birazcık değinelim.

Bundan 1-2 yıl öncesine kadar, basitçe; websitelerinde gördüğümüz değişik ebat ve tiplerdeki reklam alanlarına banner diyebilirdik. Ancak şimdi bu tanımı biraz genişletmek durumundayız: Başta web siteleri olmak üzere, internetle ilintili online veya offline farklı ortamlarda (offline ortamlara, Tivibu Web Client gibi web TV arayüzleri, internet cafelerdeki pc’lerin masaüstü uygulamaları örnek verilebilir), farklı formatlarda (flash, jpeg, gif vb.) uygulanabilen, çok değişik ebat ve çok zengin türlerle karşımıza çıkan sabit veya hareketli reklam uygulamalarına banner diyebiliriz.

Adam gibi banner!

Nasıl televizyonda filmlerin, dizilerin en heyecanlı anlarında yayına giren reklamlar bizleri deli ediyorsa, itiraf etmek gerekir ki banner’lar da zaman zaman bizi kızdıran, “kardeşim nerden çıktı şimdi bu!” dediğimiz ve bir yerlerinde “kapat” butonu aradığımız şeylerdir. Ve yine nasıl TV reklamları arasında iyi kurgulanmış, zekice hazırlanmış olanları bizleri kanal değiştirmekten alıkoyup sonuna kadar izlettiriyorsa, banner’lar da “adam gibi” hazırlanmışsa kendini mutlaka tıklattırır.

 Peki adam gibi banner nasıl olmalıdır? Eğer sosyal hayatımızda tanıdığımız bir birey kişilik, kimlik ve karakter sahibiyse, kılığı kıyafeti yerindeyse, abartıdan uzaksa, mutlaka söyleyeceği bir şeyler varsa, dürüst ve özü sözü birse, ne istediğini biliyorsa, bu tür insanlara “adam gibi adam” deriz değil mi?

İşte adam gibi banner da;

–          Kişilik, kimlik ve karakter sahibidir; yani markanın kurumsal kimliğine, iletişim konseptine uygundur ve markanın logosunu taşır.

–          Kılığı kıyafeti yerindedir; yani görsel ve renk kullanımı açısından uyumlu, abartıdan uzak ama dikkat çekicidir, sayfada görünmesini zorlaştıracak gereksiz görsel ve mesajlardan uzaktır, kolay açılır.

–          Abartıdan uzaktır; dikkat çekmek için kullanılan animasyonlar veya mesajlar okumayı-anlamayı zorlaştıracak şekilde abartılı değildir. Uzun cümlelerden ve gereksiz frame’lerden kaçınır. Belli bir dozu aşmaz.

–          Söyleyeceği bir şey mutlaka vardır; yani boşuna orada değildir, doğrudan veya dolaylı mutlaka bir mesaj verir.

–          Dürüsttür; yani gerçek mesaj ya da tekliften farklı bir mesaj içermez.

–          Ne istediğini bilir; mutlaka “yapmamızı istediği bir şey” vardır (Hadi jargona uyalım; “call to action” yapar).

Gelişen teknolojiyle banner’ın çağ atladığını belirtmiştik. Artık genelde sayfada kullanılış şekillerine göre adlandırılan pek çok türde banner var. Rollover, floating, ad corner, page skin, full page, overlay, intersititial veya interaktif… Türü ne olursa olsun banner’lar hala hayatımızın bir parçasıdır ve çok daha ciddiye alınması gerekir. Yoksa; ortalıkta “adam gibi banner’lar” az diye “banner’ı öldürmek” çok acımasızca ve vefasızcadır.

 

  1. Caner
    28 Haz 2011 12:47 pm

    Kesinlikle katılıyorum. Banner’ i öldürmek için dijital reklam ajansları hazır olabilir ancak kullanıcıların ve markaların biraz daha zamana ihtiyacı var. Uzun süre bannerlar ile içli dişli olacağımız kanısındayım.

Yorum Yapın