Zaman değişti. Artık eskisi gibi kollektif yaşamlar yok. Bir sülalenin hep birlikte yaşadığı apartmanlar, sırayla hep birlikte yapılan temizlikler, çocukların bahçede oynadığı, annelerin dertleştiği kalabalık günler yok. Acil işimiz çıktığında komşuya emanet edip gidemiyoruz çocuğumuzu. Annemiz biz markete gittiğimizde çocuklara bakabilecek kadar yakınımızda değil. Giderek daha fazla yalnızlaştığımız bu zamanlarda neyse ki hayatımızı kolaylaştıracak şeyler de oluyor…

Teknoloji gelişiyor, teknoloji sadece bu işlerden anlayan, bu işlerle ilgilenen, ‘asosyal’ bireylerin ilgi alanında olmaktan çıkıp okuma yazma bilen her birimizin her işini kolaylaştıracak şekilde ilerliyor. Bloglar yazıyoruz, yanımızda içimizi dökecek bir dostumuz olmasa bile, içimizi boşaltıp bizim gibi düşünen ama kilometrelerce uzağımızda olan birilerine dokunabiliyoruz.

Sosyal medyada varolup çok uzaktaki akrabalarımızın fotoğraflarıyla özlem giderebiliyoruz. Görüntülü konuşmanın avantajıyla şehirlerarası mesafedeki yakınlarımızla sohbet edebiliyor, çocuklarımızı gösterebiliyoruz. Bizimle benzer annelerle diyalog geliştirebiliyor, deneyimlerden faydalanıp aynı hataları yapmayabiliyoruz. Çocuğumuza bir ürün alacağımız zaman, yine annelerin deneyimlerinden faydalanıp daha işlevli olana daha kolayca ulaşabiliyoruz. İkiz, üçüz, prematüre, …